Seyyid Muhammed Said el Hüseyni

Seyyid Muhammed Said el Hüseyni

 Seyyid Muhammed Said Hüseyni

Salat ve Selam ; uğruna alemlerin yaratıldığı yaratılmışların en güzeli, alemlerin rahmet kaynağı, sevgililer sevgilisi Rasül’ü Zişan’a Onun Ehli Beytine, Ashabına ve Sadatı Kiramın Üzerine olsun.

Ehli Beyt ‘in seçilmişlerinden olan Seyyid Muhammed Said (k.s) 1943 yılının Nisan ayının üçüncü günü Siirt’e bağlı Bilvanis köyünde dünyaya gelmişitr.

Babası Gavs Hz’nin büyük oğlu Şeyh Seyyid Muhammed Nurani Hz. Annesi Gavs Hz’nin halasının kızı Seyide Amine hanımdır.

Seyyid Muhammed Said’in Hakka yönelişi küçük yaşlarda başlamıştı. O manevi güzelliği ve zekası ile büyüklerinin göz bebeği olmuştu. Dedesi Gavs “Abdülhakim Hüseyni” Hz. O’nu çok severdi babası Seyyid Muhammed Nurani Hz. De üstüne titrerdi.

Seyda Hz. bir gün şöyle buyurdu: “Ben Gavs Hz. nin yanında ders okuyordum. O esnada Seyyid Muhammed Said bahçede dikenlerin arasına girdi ver ağlamaya başladı. Henüz yürümeye başlamıştı. Gavs(k.s) Hz. de bize, imtihan eder gibi bakıyordu. Ben dersimi şaşırmaya başladım ki Mübarek, Seyyid Muhammed Said’i dikenlerin arasından çıkarmaları için emir verdi .Aklım Onda olduğu için , derse kendimi veremediğimi anlamıştı.”

Seyyid Muhammed Said (k.s) tertemiz peygamber soyunun nadide incilerinden biridir. Çok küçük yaşlarda Gavs Hz’nin manevi terbiyesi altına girmiş;Seyda gibi gönül Sultanlarının nazarında yetişiyordu. İlim tahsili sırasında en yakın yoldaşı Seyyid Abdülbaki Hz.olmuş çoçuklukları ve gençlikleri birlikte geçmiştir. Çocukluklarında bazı zamanlar Gavs Hz’nin odasında yatarlardı. Seyyid Muhammed Said Hz.şöyle anlatıyor:

-“Bir gece Gavs Hz’nin odasında yatıyorduk. Bir ara uyandım ve Gavs’a baktım. Mübarek vücudu şeffaflaşmıştı ve boğazından kalbine doğru uzanan ve bütün vücudunu kaplayan gökkuşağı gibi rengarenk ve parlak bir ışık görmüştüm. Gavs Hz’nin gözleri kapalı olduğu halde bana “gözlerini kapat ve uyu dedi” ve murakabeye devam etti.”

Seyyid Muhammed Said Hz. çeşitli yerlerde ilim okumaya devam ediyordu. O zamanın şartlarında gizli okuyorlardı ve sık sık medrese değiştiriyorlardı. Bazen mağaralarda bile ilim tahsili devam ediyor okumaktan fırsat buldukça Rahmana yöneliyor kimse onun sırrına vakıf olamıyordu.

Seyyid Muhammed Said Hz. şöyle buyurdu:
-” Bir ara Baykan’ın bir köyünde ilim okuyordum. Geceleri dere kenarında bir çardağın altında yatıyordum. Bir gece Gavs Hz’nin bir sofisi rüyasında Gavs Hz’ni görüyor ve Gavs Hz. ona :
-” Muhammed Said’in ayağının dibinde büyük bir yılan var git onu öldür , diyor.” Sofi uyanır, rüyadır diyerek yeniden yatar.Tekrar aynı rüyayı görünce ; koşarak benim yanıma gelir . Gerçekten ayağımın ucunda çok büyük ve kalın bir yılan olduğunu görür ve hemen öldürür.

Seyyid Muhammed Said Hz. onyedi yaşına geldiğinde Siirt’inileri gelen ailelerinden sofi Sadullah’ın kızını uygun görmüştü mübarek dedesi. Sofi Sadullah Gavs Hz’nin çok iyi bir sofisidir ve vekilidir. Kendisi Gavs Hz’den önce Hz Diyaüddin ve Şah-ı Haznevi Hz’nin de uzun süre hizmetinde bulunmuş bir zattı, zevcesi de Rufai Seyyidelerindendi. Böyle bir ailenin terbiyesinde büyümüş kızlarıyla 1960 senesinde evlendiler.mübarek evli olmasına rağmen okumağa devam etti. İki, üç ayda bir evine gelir kısa zaman sonra tekrar okumaya giderdi . evliliğinde bir erkek (Gözümüzün nuru Seyyid Hüsamettin ) ve yedi kız çoçuk nasib etti Hak Teala .

Seyyid Muhammed Raşit Hz. askere gittiği için bir süre dergah hizmetinde bulunmuştu. Daha sonra Ankara Etimesgut’ta imam olarak vatani görevine başlamış, ancak gözündeki rahatsızlıktan dolayı altı ay sürmüştür. Askerden döndükten sonra ilmini bitirmiş ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Mollalık yapmağa başlamıştır. Millo, Bilvanis ve Ağrı’nın birkaç köyünde hem Mollalık yapmış hem de gittiği yerlere Sadat-ı Kiram’ın  feyz ve bereketini taşıyarak insanların hidayetine vesile olmuştur.

25 Mayıs 1972 yılında Şeyhi ve dedesi Gavs Hz’nin dünyasını değiştirmesiyle çok sarsılan Seyyid Muhammed Said Hz. bir süre sonra amcası Seyyid Muhammed Raşit Hz’ne intisab etti.

Seyyid Muhammed Said Hz.gittiği her yerde büyük sevgi ve saygıyla karşılanırdı. Sohbetleri , hal ve hareketleri ona gelen ziyaretçileri oldukça etkilerdi. En son olarak Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Çetenli köyünde Mollalık görevine son verip, Sultan Hz’nin emri ile 1988 yılında evliyalar diyarı Bursa’ya yerleşmiştir.

Seyyid Muhammed Said Hz. Bursa’ya yerleştiğinde , Sultan Hz’nin müridleri Bursa da azınlıkta idi. O’nun güzel ahlakı ve manevi sıcaklığıyla kısa zamanda pek çok insan dergahında huzur bulmağa ve sık sık ziyaretlerine gelmeğe başlamıştı. Menzilden yayılan nur halkasından biri’de Bursa’yı aydınlatıyordu artık. Duasıyla hastalar şifa buluyor, dertli gönüller dermana kavuşuyordu. O ise tüm mütevaziliği , halim ve yumuşak ahlakıyla insanları hidayet bahçesine çekmeye devam ediyordu. Işığa doğru koşan pervaneler gibi O’na doğru koşuyordu sevgiye muhtaç yürekler.

1993 yılında Sultan Hz’nin izniyle Bursa’ya BAĞLI Demirci Köyünde “Buhara camii ve Kuran Kursu inşaatına başladılar. Seyyid Muhammed Said Hz. artık tüm zamanını orada geçirmeye başlamıştı.1995 yılında camii ve kuran kursu faaliyete geçti . halen burada 25 in üzerinde talebe ilim okumaktadır.

Seyyid Muhammed Said Hz. ömrünü kuran kursuna adamıştı. gündüzleri tüm vaktini kursta geçirir, geceleri ise Hak Tealaya ibadetle meşgul olurdu. Son derece takva sahibi, halim ve mütevazi bir zattı. O Peygamber Ahlakıyla Ahlaklanmış nadide Hak dostlarından biriydi.

1999 Ramazan bayramının üçüncü günü Menzil Ziyareti dönüşü ani bir rahatsızlık başladı. Doktorların verdiği ilaçlar kullanıldığı halde rahatsızlık devam ediyordu.

Sonunda kendi isteği ile İstanbul’daki Türkiye Hastanesi ne kaldırıldı. Yapılan tetkikler sonucu Kanser teşhisi konulmuştu.

Bursa’ya dönüldükten sonra endoskopi ve diğer tetkikler tekrar yapıldı. Aynı netice çıkınca sevenlerin dünyası yıkıldı, bu arada kurban bayramı yaklaşmıştı.

Bütün ağrı ve sızılarına rağmen son bayram namazını kendi eseri olan Buhara Camiinde kıldırdı.

Bayramın dördüncü günü ameliyat için tekrar İstanbula hareket edildi bir gece Doğantepe de Seyyid Muhammed Nurani Hz’nin yanında kalındı. Ertesi gün İstanbul’daki Türkiye Hastanesine yatış ve  iki gün hazırlıktan sonra ameliyat oldu. Ameliyat için Seyyid Abdülbaki Hz.kendi doktorunu (Dr. Cüneyt) Almanya dan getirtti.Ancak hastalık her yeri kaplamıştı. Bir haftalık tedaviden sonra tekrar Bursa’ya dönüldü.

Sofiler şükür kurbanı kestiler Seyyid Muhammed Said Hz çok duygulandı. Durumunun vahametini ve acılarını kimseye belli etmedi bilakis çevresine moral kaynağı oldu. Ertesi gün hava açınca kuran kursuna gidildi. Canı gibi sevdiği talebelerin sesini duymak onun için en güzel şifa kaynağıydı sanki.

17 Ağustos deprem sonrası kursta çadırlar kurulmuştu. Uzun süre bu çadırlarda sofilerle sohbet etti . kendi rahatsızlığını hissettirmedi. Sofilere mesafe aldırmak için son nefesine kadar gayret etti.

Seyyid Muhammed Said Hz. şöyle buyuruyordu:
“Abdülkadi Geylani Hz. bu makamı ile doğmadı Çalıştı gayret etti Gavs’ı  Geylani oldu. Sizde çalışın gayret edin Abdülkadir Geylani olun.”

Kemoterapi tedavileri 21 günde bir tekrarlanıyordu. Altı ay sonra yapılan tetkiklerde sonucun değişmediği görüldü. Artık ziyaretler izin çıkarsa yapılabiliyordu.

31 Ocak 2000 de birden ağırlaşınca Tıp Fakültesine kaldırıldı. 1 Şubat 2000 De Hayat Hastanesine getirildi. 17 günlük tedavi süresince sofiler onu görmenin sevincini yaşarken O sevgililer sevgilisine ve Gavs’ına , Sultanına kavuşacağı günleri sayıyordu. Onun büyüklüğünü Hastane personeli de anlamıştı. O’nun sabrı metaneti ve hal’ini görenler “Bu gerçekten büyük bir Allah Dostu” diyerek pervaneler gibi üzerine titriyorlardı.

2 gün önce gideceğini haber verdi. “Perşembe günü ilkindi de evimize gidelim” buyurdu. “kuran kursunda ki kamelya ya” diyordu. Soğuktur denildiğinde “olsun ısıtırlar” diye cevap verdi. 17 Şubat Perşembe saat 14.10…….

Güller boyun büktü ,Bülbüller sustu , Gönüller inledi

Seyidimiz ,Tacımız ve Babamız Seyyid Muhammed Said Hz gerçek sevdiklerine kavuşmak üzere bizlere vefat etti….

Isıtırlar dediği kamelya ısıtıldı. Son görevler için koşuşturmalar ve Menzil yolculuğu sonunda çok sevdiği GavsHz. Merkadın da  Sultan Hz’nin  yanında huzura erdi.  

Reklamlar

7 thoughts on “Seyyid Muhammed Said el Hüseyni

  1. O’ nu- seyyidimi sevmek saymak hürmet etmek,O’ndan her dem adını zikrederek anılar nakletmek ne bahtiyarlık.. ne güzel bir kazanç,bereket..yukarıdaki yazıları okurken o rahmeti dolu dolu hissettiren güç ne ala..Yüce Rabbime kavuşmasının 10. yıldönümüne az bir zaman kala O nu çok özlediğimizi hissediyorum.O nu her zaman hatırlayayıp maneviyatından gereği gibi istifade edeceğiz inşallah..Allah-u Teala Hz. bu Büyük Ruhun bereket ve şefaatini tüm sofi kardeşlerime ikram ve lutuf eder inşallah..Belki şu anda O nu gereği gibi anlayamamış kardeşlerimiz 17 şubat ı fırsat bilip tüm muhasebelerini yaparak ve helalleşerek bu rahmetten gereği gibi istifade ederler de..sonsuz mutmaini ve ilerlemeyi elde ederler inşallah..selam ve rahmet olsun Hak Dostu Seyyidim Muhammed Said(k.s.) Hz. lerini seven,sayan,anan kardeşlerime..

  2. Allah cc bize onların şefaatini dilesin…. Bizim kalbimizden ve bizlerden ayrılmasınlar… kurtuluşun şanlı sancakları şanlı silsilesi Altın silsilenin ayagının tozu olma şerefi nasip olsun bize inşallah

  3. allah şefaatını nasip kılsın mübarek seyidimin kıymetini bilemedim hep yaşarken kadri bilinmiyor mekanı cennet olsun inşallah…

  4. Tanıdığım bir seyid anlattı; o da menzildeki seyidlerden duymuş.
    ‘ Gavs abdulbaki hz.leri o gün menzilde seyidleri topluyor. diyorki; dünyadaki 2 kutuptan biri bugün vefat etti. cenazeside buraya gelecek. ….ve birkaç şey daha söyleyip seyidlere muhammed said hz.lerinin vefatını haber veriyor.’
    sonra muhammed said hz. lerinin naaşı menzile geliyor. ve merkadın içine dedesi gavs hz. leri ve amcası m.raşit hz. lerinin yanına 3. kişi olarak defnediliyor.
    Tanıdığım başka bir seyidde bir hatırasını anlatmıştı bana;
    m.said hz.lerinden ilim tahsil ediyordum , Kaldığımız beldeye her geldiğinde de gidene kadar hizmetinde bulunurdum. gece erken yatar, saat 3 civarıda teheccüde kalkardı ve benide kaldırırdı. sabaha kadarda uyumaz ibadetine devam ederdi. bir gece aynı odada kalırken yer yatağını yaptım. kendi yatağımıda onun ayak altı tarafına hazırladım. yattık. yatarkende çoktan beri merak ettiğim soruyu cenabı hakka niyaz ettim. Dedimki” ya rabbi bu mübareğin makamını bana gösterirminiz dedim” öyle yattım. Gösterdilermi dedim. o da evet dedi. peki makamı neymiş diye merakla sordum. dediki ” 2 numara”. yani 2 numara ne demek dedim , tebessüm ederek bana 2 numara neyse o demek dedi.” sonra ilave etti. Gece teheccüde benide kaldırırken ayağı ile dokunurdu. o gecede hadi kalk dedi. kalktım. Kalkınca ; bana “o gördüğün rüyayı kimseye söyleme” dedi. bende peki kurban dedim. Ben de şimdi bunu sana anlattım ama vefat ettiği için anlattım. Sağlığında iken kimseye söylemedim demişti. Bunuda sizlere anlatmadan geçemedim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s