SİFİL HOCAMIN SANAL OKULUNA KAYIT OLMAK VACİPTİR DESEK?

Bir şeyin vacib olduğunu söylemek aynı zamanda onun bir tür emir / mükellefiyet olduğunu ve terki durumunda onun vebalinden arınıp temizlenebilmek için azap gerektiğini dolayısıyla terk edenlerin azaba düçar olacağını söylemek olur. Malum, kelimelerin bir ıstılahi anlamı bir de lügat vechiyle taşıdığı birden fazla anlamı vardır. Vacib ifadesinin kullanımı da bazen buna göredir. Bir şeyin ıstılahi anlamda, fıkhen mükellefiyet noktasında vacip olduğunu söyleyebilmek için onun bir nassa dayandırılması ve usul doğrultusunda sübût ve delâlet açısından değerlendirilip ona göre hüküm verilmiş olması gerekir. Hayatın pratiği açısından olmazsa olmaz, vazgeçilmez, göz ardı edilmemesi gereken şeyler için de lügavi cîhetten bu vaciptir ya da vacip gibidir deriz. Elbette Ebubekir Sifil Hocaefendiyi takip etmeye ya da onun sanal okuluna kayıt olmaya dair herhangi bir nass mevcut değildir. Dolayısıyla bizim bu mes’eleyi ele alış zeminimiz ıstılâhî zemin olmayıp mes’elenin ehemmiyetine vurgu yapma noktasında lügavi bir tercihtir naçizane.

İfadelerimizi biraz daha açalım… Münhasıran arapça metinleri okuyabilecek durumda olmamakla beraber, İslâmî İlimler alanında birikimini artırmak, aynı zamanda bilincini, şuurunu istikamet üzere kılmak ve hayatını istikamet üzere devam ettirip vefât edene kadar bu ahvalini muhafaza etmek isteyen kardeşlerimiz için, hem ilmî birikim ve dirayet, hem ilminin zekatını verme hatta infak etme ve aktarma noktasında öğreticilik / hocalık vasfı hem de i’tikad ve ilim yönünün yanı sıra şuur ve bilinç noktasındaki müstakim duruşu ayrıca tevazusu ve takvasıyla Ebubekir SİFİL Hocaefendiyi takip etmek, ondan istifade etmek, kanaatimizi mes’eleyi konuştuğumuz zemin üzerinde ifade edecek olursak; bir nev’i vacip gibidir.Bu muhakkak sadece sanal okul bağlamında olmayıp, gerek kitapları, gerek makaleleri-reddiyeleri gerekse de sohbet ve seminerleriyle genel olarak hocaefendiyi takip açısından haklılıkla ve rahatlıkla, tereddütsüz söyleyebileceğimiz bir şeydir.

Burada tabii ayrıca ilim talebeliğinin fazîletine dair hadis-i şerifleri ve konuya direkt ya da dolaylı olarak müteallik ayet-i kerîmeleri naklederek işi fazîletler zemininde bir propagandaya dönüştürme niyetinde değiliz. Ayrıca, Sanal Okul vasıtasıyla kurulacak hoca-talebe irtibatı, ilim geleneğimizde üzerinde önemle durulan hoca-talebe irtibatını sağlamaya yeter mi, Sanal Okulun görüntülü ve sesli olarak sağladığı irtibat meclis birlikteliğinin bereketini sağlamaya yeter mi, bu açıdan yapılan iş, bu Sanal Okul tercihi doğru / isabetli bir iş midir şeklinde bize zaman kaybettirecek ve laf kalabalığından, tempomuzu aşağıya çekmekten bizi başka bir şeye götürmeyecek cinsten tartışmalara girmek niyet ve arzusunda değiliz.

Özellikle ‘’Arapça bilmeyenler’’ vurgusunda bulunduk. Metin kitaplarını ve klasikleri orijinal dilinden okuyup anlayanlar doğru bilgiyi nereden ve kimden alacaklarını bildikleri takdirde kendilerini eğilmeden ve bükülmeden yetiştirebileceklerdir. Arapça bilmeyenlerin alternatifleri ise Arapça bilenlere oranla oldukça kısıtlıdır. Klasik metinlerden Türkçeye tercüme edilmiş eser havuzu dar olduğu gibi bir de tercüme edilmiş mevcut eserlerdeki tercüme problemleri de söz konusudur. Bu durum ilmî birikimini Türkçe okumalarına bağlamış olanların karşısında ciddi bir tehlike olarak dimdik durmaktadır. Bir de bu tehlikeye dirayet açısından yeterli olmayan hocalarla birlikte Neo-Bid’at çizginin saldırılarını zihinlere pompalayan şahısların bombardımanını eklersek tam bu noktada İbn-i Sîrîn ve bazı kaynaklarda İmâm Mâlik’e (Rahimehumallah) nispet edilen; ‘’ilim dindir, kimden aldığınıza dikkat edin’’ sözünü hatırlamak ve hatırlatmak gerekmektedir.

Bu söz günümüze uyarlanıp ölçüt kabul edildiğinde Ebubekir Sifil Hocaefendi, ilminden istifade etme hatta kendisinden direkt ilim tahsilinde bulunma noktasında şüphesiz, güvenilebilir nadide hocalarımızdan birisidir.

Buraya kadar yazdıklarımız elbette Arapça bilenlerin Ebubekir Sifil Hocaefendiyi takip etmelerine lüzum olmadığı anlamına gelmemektedir. Kanaatimizce onlar da hocaefendiden istifade etmelidirler. Fark daha evvel de ifade etmiş olduğumuz üzre şudur ki; Arapça bilenlerin bolca alternatifi varken Arapça bilmeyenler için alternatif oldukça azdır. Ebubekir Sifil Hocamızın bilhassa Modern İslâm Düşüncesine dair tespit, araştırma ve çalışmaları Arapça bilen kardeşlerimizin Arapça kaynaklarda en azından Ebubekir Sifil Hocamızın açık ve net tespitleri göz önüne alındığında bulabilmeleri zor yazılardır. Bu açıdan, Arapça bilen kardeşlerimiz için de kanaatimiz odur ki, Ebubekir Sifil Hoca, takibi olmazsa olmaz bir hocaefendidir.

Sanal Okulun Ücretli Oluşuna Dair Bir Tartışma:
Sanal okulun ücretli olması biraz kafaları karıştırdı, tepkiler geldi. İşin fıkhi boyutu olduğu gibi bir de pratiğe bakan yönü var kuşkusuz. Fıkhi açıdan bir problem olmadığı burada aşikar. Yasin Sûresi’nin; ‘’sizden hiçbir ücret istemeyenlere tâbî olun’’ şeklinde meallendirebileceğimiz 21. Âyeti etrafında dönen; ‘’dini eğitim-öğretim ve hizmet işlerinden para talep edilebilir mi yoksa edilemez mi?’’ şeklindeki tartışma birçoğumuzun şahit olduğu, ulemanın ihtilaf ettiği türden bir tartışmadır. Özellikle müteahhirûn ulemanın cumhuru, masrafların karşılanması ve giderler için para talep etmenin caiz / meşru ve hizmetlerin devamı açısından tercih edilesi bir iş olduğu kanaatindedirler.

Dolayısıyla Sanal Okul’dan ücret talep edilmesi hem yazılımın belli bir meblağ karşılığında satın alınmış olması hem de Sahn-ı Semân Vakfı’nın giderlerine katkıda bulunulması açısından burun bükmeyle değil bilâkis ilgi, alaka ve özveriyle karşılanması gereken bir iştir.

Bu okulun paralı olması ayrıca, gerçekten hakkını verecek, dersleri ciddiyetle, ilgiyle ve disiplinle takip edecek bir kitlenin, işi daha gevşek tutacak bir kitleden ayrılmasını böylelikle projenin vereceği pozitif neticeyi, verimdeki muhtemel artışı ve sonraki projeler için ümit verici sinyalleri ve teşvik edici duyguları da beraberinde getirecektir.

Sanal okulun paralı oluşunun pratiğe bakan yönü açısından da aramızda istişarelerimiz oldu. ‘’Tepkiler gelecektir, bu tepkileri absorbe edecek söylemler hatta sloganlar üretmeliyiz’’ dedik kendi kendimize. Hatta bazı hocaların yardım ve bağış toplama noktasındaki ilginç söylemleri ve acayip kampanyaları geldi aklımıza… Espriyle karışık olarak; ‘’acaba biz de bu tür söylemlerde bulunsak bu tarz bir kampanya başlatıp yürütsek mi…’’ diye de sorduk doğrusu birbirimize…

Neticede geçmişte maddiyata dayalı çağrı ve duyurularına atıfta bulunduğumuz hocalarımızın söylemleri kesinlikle haksız değildi. Durduğumuz nokta onları tenkit noktası değildir asla ve kat’a. İşte geldiğimiz tam bu noktada muhatap kitleye dayalı bir seviye farkını gündeme getirmemiz gerekiyor.

Seviye farkı dedik… Elbette biz az evvel belirtmiş olduğumuz söylemlerde bulunan ve kampanya yürüten hocalar gibi teşebbüs ettiğimiz faaliyeti yani Sanal Okulu farz / vacip gibi takdîm edecek, sanal okula kayıtlı olmayı üstün bir fazîlet ve kayıt parası yatırma vesileyle sadaka-i cariye noktasında Sahn-ı Semân’a yardımda bulunanların ebedî saadet ve kurtuluşa ereceklerini söyleme, rahat bir kabir hayatı ve cennetten arsa parselleme yahut köşk satın alma misali büyük mükafatlara erişecekleri vaadinde bulunma, amel defterlerinin ecir bölümünün çarşaf misali alabildiğine açılacağını ve her saniye oraya hayır işleneceğini ilan etme gibi bir iş içerisine girmeyeceğiz. Zira bu hem Ebubekir Sifil Hocanmız’ın istikametine yakışmaz hem de ilgili, özverili, samimi ve müteyakkız takipçilerinin istikametine yakışmaz. Onlar zaten bu işin her boyutunu olduğu gibi bu maddi boyutunu da rahatlıkla anlayıp kavrayabilecek, gereken değerlendirmeyi isabetli bir şekilde yapabilecek seviyede insanlardır.

Sanal Okulun Muhtemel Katkıları:

Sanal okulun muhtemel katkıları, mevzuun hakkını verebilmek adına müstakil bir makalenin konusu edilmelidir. Aslında hocamız da Sanal Okula dair tanıtım yazısında sanal okulun katkılarını kısaca ifade etmişlerdir. Bizim de hocamızın ifadelerine birkaç maddelik kısa bir katkımız olacaktır naçizane.

– Sanal Okul aslında iki kesime hitap edecektir. İlim tahsiline yeni başlayanlara ve hali hazırda belli bir alt yapıya sahip olup belli bir seviyeye gelmiş olanlara…

– İlim tahsiline yeni başlayanlar şüphesiz ilim tahsili konusunda ilerleyen yıllara ve seviyeye ışık tutacak, ilim tahsili noktasında önemli bir metot kazanmış olacak, Tahâvî Akâidi dersiyle birlikte kendilerinin ebed-i saadete kavuşmalarının vesilesi olacak en mühim mes’eleyi, İslâm Akâidini doğru bir hocadan doğru bir şekilde alma imkanı bulacaklardır. Daha evvel akaid metni ya da metinleri okumuş olanlar da Ebubekir Sifil Hocaefendinin îzâhlarıyla birlikte zihinlerini daha da berraklaştıracak, duruşlarını müstakim kılmaya yetecek donanımı sağlama imkanı bulacaklardır. Bilhassa Tahâvî Akidesine dair dersin ilk diliminde ‘’Varlık Telakkisi’’ bağlamında karşılaşacakları Ebubekir Sifil anlatımı, talebelere doğru adreste bulunduklarını hissettirecektir.

– Mezhepler tarihi okumalarının ‘’Tarihte Ortaya Çıkan Bid’at Akımlar’’ ve ‘’Günümüzde Mevcut Bulunan Bid’at Akımlar’’ bu kapsam içerisinde ayrıca ‘’Neo-Bid’at Akımlar’’ şeklinde ikiye ayrılmış olması ve aktüel bid’at akımların ele alınacak olması, bu alanın bilhassa memleketimizde bakir bir alan olması bakımından şüphesiz mühimdir. Bu bakış açısı ayrıca, Hocaefendinin bu derslerini eşsiz ve belki de ‘’ilk’’ kılacaktır.
Bahsetmiş olduğumuz, üzerinde uzun uzun durmayı hak eden fakat yer darlığı sebebiyle kısaca dikkat çekmiş olduğumuz bu ayrım ve bilhassa yeni bid’at akımlar bağlamında yapılacak dersler Ebubekir Sifil Hocanmızın, takipçileri tarafından adeta sloganlaştırılmış; ‘’Güncellenmiş Bir Ehl-i Sünnet Kelâmına İhtiyaç Vardır’’ sözünün arka planını ve önemini de muhtemelen gözler önüne serecektir.

Modern İslâm Düşüncesine dair önemli çalışmaları olan ve bu alanda detaylı araştırmaları bulunan Ebubekir Sifil Hocamızdan bu alanda okuma yapmak muhakkak üstün bir görüş, yüksek bir ufuk, sarsılmaz bir bilinç vesilesi olacaktır.

– Dinler tarihi okumaları, tarih okumalarının akaid ve sahih bilince yönelik boyutu göz önünde bulundurulduğunda aslında Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) doğuşu ya da Fil Vak’asıyla değil de Peygamberler tarihiyle birlikte başlayan İnsanlık Tarihi veya en azından İsrailoğulları’nın Bâbil sürgünüyle bir kanadı, din ve kitap telakkisiyle Yahudi ve Hıristiyan Mezheplerinin tarihi seyri diğer kanadı olmak üzere iki kanat şeklinde başlatılmasının gereğine dikkat çekecek, okuyucuların, bilhassa araştırmacıların bu doğru metotla tanışıp bu metodu benimsemelerine vesile olacaktır.

Ezcümle Sanal Okul derslerinin her birinin ardından talebe ve takipçiler, muhterem hocamızla ve bu derslerle tanışma konusunda geç kalınmışlığın açığa çıkaracağı duygularla; ‘’keşke bu iş çok daha önce başlamış olsaydı, çok geç kalmışız…’’ şeklinde hayıflanmaktan kendilerini alamayacaklardır.

En Kuvvetli Metin Yazarı = Ebubekir Sifil

Ebubekir Sifil Hocaefendi, kitap ve makalelerini okuyanlar yakından bilirler ki ilminin ve ilmini istifadeye sunuşundaki ustalığının yanı sıra, muhtemelen İletişim bölümü mezunu olmasının da beraberinde getirdiği birikim ve hassasiyetle, Türk Diline vukûfiyet ve dil-anlatım konusundaki hakimiyetiyle Türk yazarlar arasında müstesna bir yere sahiptir. Kendisine has dil ve üslubu, tarzı vardır. Takipçileri onun yazısını okuduklarında yazar ismini görmeseler de o yazının Ebubekir Sifil Hocaefendiye ait olduğunu az-çok anlayabilirler. Hocamızın üslubu, her fırsatta izini sürüp yolundan gittiğini ifade ettiği Şeyhü’l-İslâm Mustafa Sabri ve Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî Efendilerin (Rahimehumallâh) dil ve üslubu tadındadır. Dil ve anlatım konusunda müstesna bir yeri olan, bir başka hocamız muhterem İhsan ŞENOCAK Hocaefendi de Ebubekir Sifil hocamızı, dergi fuarında bizlerin de şahit olduğu bir ortamda; ‘’Türkiye’nin en kuvvetli metin yazarı’’ diyerek takdîm etmiştir.

Bütün Bunları Hangi Sıfatla Yazıyorum?

Esasında ismimin önünde herhangi bir sıfat bulunmamaktadır. Bu yazıyı kaleme almakla belki de haddimi ziyadesiyle aşan bir iş yapmışımdır, bunun muhasebesini henüz yapmış değilim. Bütün bunları Ebubekir Sifil Hoca’nın, kitaplarının ve dergi-gazete makalelerinin tamamına yakınını okuma, Dinler Tarihi Seminerleri, İslâmî Bilincin İhyâsı Seminerleri ve Mişkâtü’l-Mesâbîh Hadis Okuma Seminerlerini tamamını dinleme, ayrıca Tv Net İlmihal programının hemen bütün bölümlerini seyretme imkanı bulmuş, gerek ilmî birikim gerekse de şuur / bilinç ve dünya görüşü noktasında, gerek araştırma yapma gerekse de dil-anlatım ve üslup noktasında hocaefendiden azamî istifade etmiş, bazı kelimelerin doğru yazılışını ve cümle içerisinde doğru kullanılışını dahi hocaefendinin yazılarından kontrol ederek sağlama yapmak suretiyle öğrenmiş, dünün ve bugünün sıkı takipçisi, kısmetse yarının Sanal Okul talebesi sıfatıyla yazıyorum.

Bitirirken Çağrımız Şudur:
Ebubekir Sifil Hocaefendi gibi ilmi birimize, ikimize değil hepimize yetecek derecede olan hocamızdan gelin hep birlikte okuyalım. Bu vesileyle kendisini hem daha yakından tanıma hem de talebeliğiyle şereflenme, istikametiyle önümüzü aydınlatıp ufkumuzu açma imkânını böylelikle kendimize sunmuş olalım.

Sanal Okula kaydolacak kardeşlerimizle Hocamızın riyasetinde yapılacak derslerde inşaAllâh buluşmak ümidiyle…

2 thoughts on “SİFİL HOCAMIN SANAL OKULUNA KAYIT OLMAK VACİPTİR DESEK?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s