Anayasa Değişikliği Sonucunda Olan Meclis Başkanlığı’na Oldu

16 Nisan halkoylaması neticesinde resmî olarak hayata geçen Anayasa değişikliğinde sistem yönünden mühim bir ayrıntı gözden kaçmış gibi görünüyor. İşin bu tarafının konuşulduğuna ya da yazıldığına hiç şahit olmadım. Belki gözden kaçırmış olabilirim düşüncesiyle görselleri, videoları ve yazıları taradım; fakat bu konuyla ilgili bir gündeme yine rastlayamadım.

Söz konusu değişiklikle birlikte TBMM Başkanlığı olanca ağırlık ve önemini yitirmiş görünüyor. Bu vazife her dönem hayatî bir vazifeydi. Cumhuriyet tarihi boyunca her dönem sus payı oldu. Vazife bekleyenlerin gönlü, bu görevle alındı. Güçlü simalar bu koltukla avutuldu. Fethi Okyar, Karabekir, Cebesoy, Orbay, Bülent Arınç ve Cemil Çiçek gibi isimler bu koltuğun sihriyle içeride gösterilip dışarıda bırakılan ağır toplardan sadece birkaçı…[1]

Bu vazifeyi değerli kılan asıl husus; Meclis Başkanlığı vazifesinin Cumhurbaşkanı’na yurt dışı ziyaretleri, hastalık gibi durumlarda vekâleti kapsayan ve onun yetkilerini kullanabilmeyi sağlayan bir vazife olması idi. 106. Maddedeki değişiklikle bu vazife de değişmiş, Meclis Başkanlığından bu vazife alınmış oldu. Cumhurbaşkanı’na artık yardımcısı vekâlet edecek ve o yetkileri kullanacak…[2]

Anayasa değişikliğiyle beraber Meclis Başkanı’nın ağırlığı noktasında gündeme gelmesi gereken bir diğer konu seçimlerin yenilenmesine dahli. 116. Madde Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin yenilenmesine yönelik kararını TBMM Başkanına danışarak almasını salık veriyordu; bu madde de değişti. Meclis Başkanıyla artık böyle bir şey için istişareye lüzum görülmedi.[3]

Söz konusu değişikliklerle birlikte TBMM Başkanını ‘ayırt edici’ ve özel kılacak pek bir tarafın kalmadığını düşünüyor, değişikliğin bu noktaya bakan yönü tartışılmasa ya da tartışmaya değer bulunmasa bile, önümüzdeki ilk Meclis Başkanlığı seçiminde gündeme gelebileceğini tahmin ediyorum.

Dipnotlar

[1] TBMM Meclis Başkanları listesi için bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye_Büyük_Millet_Meclisi_başkanları_listesi  (e.t. 09.05.2017)

[2] Değişiklikle birlikte yürürlükten kaldırılan metin:
F. Cumhurbaşkanına vekillik etme
Madde 106 – Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

Değişiklikle birlikte yürürlüğe giren metin:
F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar
Madde 106 –
… Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde kırk beş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

… Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır…

[3] Değişiklikle birlikte yürürlükten kaldırılan metin:
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi
Madde 116 –
Bakanlar Kurulunun, 110 uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırk beş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırk beş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırk beş gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

Değişiklikle birlikte yürürlüğe giren metin:
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi
Madde 116 –
Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır…

Reklamlar

Dokuz Işık Türkeş Bey Başkanlık Sistemi AKP ve Recep Tayyip Erdoğan

[*] Başkanlık Sistemi Türkiye için uygun bir sistem midir, yoksa değil midir, Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık kitabında ve MHP’nin yıllar öncesine ait bazı bildirilerinde, el kitap ya da kitapçıklarında öngörülen Başkanlık sistemi üzerinden AKP’nin, Ülkücüler üzerine propaganda yürütmesi ve bazı Ülkücülerin de buna –olumlu şekilde- mukabele etmeleri tutarlı mıdır? Bu sorulara kısaca cevap arayalım.

Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı makamı saçmalıktan ibarettir bir defa. Gerek eski yetkileri gerekse de mevcut yetkileri itibariyle, bir adama hem üstün yetkiler vereceksin hem de süs köpeği gibi sadece temsil makamı diyerek bir teamül atacaksın ortaya. Mustafa Kemal Paşa için özel olarak tasarlanmış bir makam olduğu besbelli. Sonradan da hiçbir işe yaramamış bilâkis zaman zaman postal yalayıcılığından uşaklığa, kimi zaman düpedüz belâya dönüşmüş bir makamdır.

Bu sebeple, en doğru sistemin Başkanlık sistemi olduğu çok açıktır. Buna bir sistem olarak, kurum olarak itiraz etmek asla doğru bir iş değildir. Hem hızlı karar ve alınan kararların hemen icraata dökülmesi açısından hem de mekanizmanın daha olumlu işlemesi açısından güzel bir sistemdir. Fakat hepinizin bildiği üzere birden çok tipi olan bir sistemdir aynı zamanda ve muhtevası, ayrıntıları konuşulup tartışılmalıdır, sistemin kendisi değil…

Yalnız Başkanlık sisteminin hızlı karar mekanizması ve hızlı icra özelliğinde en önemli ayrıntı yasama-yürütme ve yargı erkeklerinin kıvamı, olgunluğudur. Sistem gücünü, yasama, yargı ve yürütme erklerinin bağımsız gücünden almaktadır. Türkiye’de bunların henüz baş harfi bile kıvama erişebilmiş durumda değildir. Hele hele de bugün emniyet ve hukuk alanına konuşlanmış bir ‘’paralel’’ yapıdan söz ediyorsak, böyle bir durumda Başkanlık Sistemine geçmek demek harakiriden farksız bir şeydir. Bir de denetleyici kurumların vahameti gözler önündedir ki, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Sayıştay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ilh. gibi kurumların durumu da malumdur. Yani bugün için bu sisteme geçiş yapmak büyük bir risktir. Fakat Tayyip Bey’in ısrarını anlayabilmek de mümkündür.

Tayyip Beyi ve AKP’lileri anlayabilmek de mümkündür dedik, dolayısıyla, AKP’lilere ya da AKP’ye bu sistem odaklı propaganda neticesiyle oy verecek olanlara benim herhangi bir sözüm yoktur ama Türkeş Bey de bunu savunuyordu diyerek oy isteyen, propaganda yapanlarla, bunu göz önünde bulundurarak AKP’ye oy verecek olanlara, bunun böyle olmadığını hatırlatmak isterin naçizane.

Madem ahlaklı siyaset diyorsak, temiz siyaset diyorsak, bizim burada yazacağımız hususlara da kulak verilmeli, bizim karımıza ise ‘mubahtır’ çirkinliği ve alçaklığından uzak durulmalıdır.

Türkeş Beyin Başkanlık Sistemi ve AKP’nin Öngördüğü Sistem Arasındaki Hayati Farklar
AKP’nin, Türkeş Bey üzerinden, Başkanlık Sistemi söylemiyle bilhassa Ülkücülere karşı propaganda yürütmesi ahlaki değildir. Zira Türkeş Bey’in ayrıntı olarak üzerinde durduğu hususların AKP’nin taslağına uygun olup olmadığı, AKP’nin taslağı tam olarak açıklamamış olması sebebiyle tam bir muammadır. Hatta gidişat, Türkeş Bey’in üzerinde durduğu hususlara aykırılık olduğu yönündedir…

Bunlara göz atalım kısaca:
1- Senato: AKP’nin taslağı netleşmiş değil o yüzden tam olarak bilemiyoruz öngörülen sistemin muhtevasını ama ‘Türk Tipi Başkanlık olacak, senato olmadan da olur’ denilse de, özellikle 3. döneme takılanlar başta olmak üzere, Tayyip Bey’e yakın bazı isimlerin senatörlüğünden bahsediliyor. Yani bir senato olacak gibi görünüyor Eyalet sistemi olmasa bile.

Türkeş Bey zaten en başta, meclisin hızını kesebilecek, bazıları kaydı hayat şartıyla seçilecek olan senatörlerden oluşan senatoya karşıdır. Dolayısıyla bunun bulunduğu sistemin, Türkeş Bey’in uygun bulduğu sistemle bir ilgisi yok. Bu saçma sistem de zaten Türkiye’ye 1960 darbesinden sonra monte edilmiş, 12 Eylül darbesinden sonra kaldırılmıştır.

Yani darbecilerden birinin getirip birinin götürdüğü bir sistemi tekrar getirmek, hangi darbecilerin mantığından uzaklaşıp, hangilerinin mantığına yaklaşmaktır?

2- Üniter Yapı: Türkeş Bey’in, Başkanlık sistemi mevzuunda üzerinde en çok durduğu noktalardan biri de ‘’Üniter Yapı’’ anlayışıdır. AKP’nin bu konuda ne yapacağı ya da ne şekilde adım-adımlar atmak istediği net değildir. Gelen birtakım seslere bakılacak olursa, üniter yapı doğrultusunda değil de, birden çok kimlikli bir yapı öngörülmektedir. Söz konusu sistemin ‘’temelini’’ oluşturacak olan bu husus da Türkeş Bey ve AKP’nin görüşleri arasında açık bir tezada işaret etmektedir.

3- Eyalet Sistemi: Türkeş Bey’in, Başkanlık Sistemine dair görüşleri arasında en çok karşı çıktığı hususlardan birisi de Eyalet Sistemidir. AKP kurmaylar her ne kadar, Başkanlık Sistemimiz Türk Tipi olacak, eyalet sistemi olmadan da Başkanlık Sistemi olur deseler de bu konuda ne yapmak istedikleri henüz netleşmiş değildir.

4- Federal Yapı: Türkeş Bey’in en çok karşı çıktığı hususlardan birisi de federal yapıyı muhteva eden bir sistemdir. Dolayısıyla, onun öngördüğü yapıda federal sisteme yer yoktur. AKP’nin ise buna dair net bir söylemi olmadığı gibi, Eyalet Sistemi söz konusu olmasa bile, bir tür Federal yapıya sistem içerisinde yer verecekleri muhtemel gibi gözükmektedir.

5- Sosyal Temsil Sistemi: Türkeş Bey’in Başkanlık Sisteminin muhtevası noktasında üzerinde durduğu en önemli ayrıntılardan birisi de, her bir sosyal dilimden belli oranda bir temsil yetkisinin sağlanması, kamuoyunun kendi vekillerini kendisi seçmesi, sivil toplum kuruluşlarının bu sisteme kanalize edilmesidir. AKP’nin taslağında böyle bir şey olduğuna dair herhangi bir haber yoktur, böyle bir şeye yer verme ihtimalleri de zayıf gibi görünmektedir. Burhan Kuzu dâhil olmak üzere, bundan bugüne kadar bahseden olmamıştır.

Size işte birbiri ardınca sıralanmış –artırılabilecek ama bu kadarıyla iktifa etmiş olduğumuz- hayati tam beş madde… Türkeş Bey’in öngördüğü Başkanlık Sisteminde olmazsa olmaz olan bu beş maddenin AKP’nin öngördüğü Başkanlık Sisteminde ‘kesin’ olarak gözetileceğine dair bir bilgi yok.

Bütün bunlardan sonra, Ülkücüler ve Bahçeli, Başbuğ dedikleri Türkeş Bey’in ortaya koymuş olduğu Başkanlık Sistemine karşı çıkıyorlar demek, perhizdeyken bol miktarda tuzlu ve acılı tüketmek gibi bir şey olsa gerek!

En azından ilk dört hususu AKP gözeteceğini açıklamış olsa, MHP’nin buna desteği gündeme gelebilecektir. ‘’Üniter yapıyı koruyacaksanız Anayasa Değişikliğinde varız’’ açıklamasını da zaten yapmışlardır.

Televizyon programlarına katılıp da Dokuz Işık kitabını ve bu meselede Türkeş Bey’in görüşlerinin yer aldığı kitap veya kitapçıkları gösteren Melih Gökçek’e de ne demeli bilmiyorum. Bir adamda utanma ve arlanma olmadıktan sonra, o adamdan beklenmeyecek bir iş yoktur.

[*] Genç bir Ülkücü kardeşimizin yöneltmiş olduğu sual vesilesiyle…